empatik dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
empatik dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ocak 2016 Pazar

KÖTÜ KEDİ ŞERAFETTİN

EMPATİ Mİ KURSAK ?
Ah be kedicik; adın çıkmış işte bir kere “neymiş efendim kediler nankör olurlarmış.” Galiba bu açlık ve susuzluğu sana bu kötü namdan ötürü reva görüyoruz...Şapkalarımızı önümüze almayı başarabilirsek anlayacağız aslında senin nankör olmadığını.Nankör olan bir varlık sahibinin hastalığını istemez ya da kendine verilmiş türlü yetilerle sahibini rahatlatmaya çalışmaz!

Kabul etmek gerekir ki; bu açıdan baktığımızda (asıl nankör olan,biraz daha yumuşatmak lazım gelecek.)kalbinde az merhamet bulunduran canlılar insanlardır.Canlıları aç bırakıp bununla yetinmeyerek onlara türlü işkencelere maruz bırakan da yine insanlardır bir diğer adıyla eşref-i mahluktur...
Her şeyi en ince ayrıntısıyla düşünen beyinlerimiz sevimli dostlarımıza gelince duruyor nedense? Şu ışık hızıyla gelişen teknolojimiz bir de ‘empati makinesi’ yapsa keşke... Bir düşünün videodaki kedinin yerine geçiyorsunuz ve o suya nasıl ulaşacağınızı düşünmeye başlıyorsunuz.Saatlerce süren uğraşlar neticesinde bir damla suya ulaşıyorsunuz..Şüphesiz böyle bir durumda kendimize geldiğimizde yapacağımız ilk şey etrafa ekmek ve su bırakmak olur. İnsanlığın en büyük icadı bu makine olurdu dünyanın gözünde...
Bu makinenin bulunması,yapılması çok uzun zamanlar alır; belki de hiç yapılmaz.Eğer bir damla vicdan için bu makineye ihtiyacımız varsa; yazımın başında kullandığım nankör kelimesi bizlere gelsin !

8 Kasım 2015 Pazar

Empatik Bir Dünya İçin

İçimi dökmekte başarısızlıklarımdan, korkularımdan ve üzüntümü paylaşmaktan çekinmişimdir hep. Uzun zaman önce karar verdim bu yavan çekincelerden kurtulacaktım. O nedenle derin bir nefes aldım ve bilgisayarımın başına geçtim. Vira bismillah dedim ve başladım yazmaya.

Bahsedeceğim şey korku, üzüntü ve başarısızlık değil; bu yavan çekincem bambaşka.

Bir İletişimciyim ve herkesle konuşmam gerekiyor. Ama ben ne hikmetse engelli dostlarımızdan hep kaçtım; itiraf ediyorum!  Hemde köşe bucak kaçtım. Başımı öne eğip göz göze gelmemeye çalıştım. Yüzümün kızarması da cabası. Şu noktada yanlış anlaşılmak istemem; bu kaçışım sevgisizlikten veya her hangi bir art niyetten değildi. Ben onları anlamamaktan korkuyordum, ben onlarla konuşamamaktan korkuyordum. Bir düşünün; ne kadar absürt değil mi? İletişimciyim ama konuşamıyorum. Anlayamıyorum.

Madem İletişimciyim dedim kendi kendime; o zaman kaçmayacaksın hiçbir insandan kaçmayacaksın! Empati kuracaksın ve tüm dünyaya empati kurduracaksın.

Bu gazla temmuzda işaret dili kursuna yazıldım. Derslere başladık ve bu kurs  dünyanın en eğlenceli en güzel kursu olabilirdi kanaatimce. İnsan var olduğunu hissediyor, insan level atladığını düşünüyordu :) ( açıkçası kendimi dünyaya empati dağıtacak bir süper girl gibi hissediyordum ve hissediyorum. :) ) hala da kursa devam ediyorum hemde bir üst tura geçtim tercüman olacağım inşallah, anlaşılamama sorununu komple ortadan kaldırıp empatik bir dünya yaratacağım. Tüm insanlar empatik olacak kimse kimseden kaçmayacak.

Ha, bu arada farkında olmadan çekincelerimden birini size; yani eğer olursa inşallah okuyucularıma açtım :)

Birde blog'umun hikayesini, isminin nereden geldiğinden de bahsetmiş oldum. Sonra vay efendim bu neydi, bu kız ne demiş demeyiniz :)

Empatik olabilmek ve empatik kalabilmek dileğiyle...